Mihriban 的个人资料''Gül sunan bir elde dai...照片日志列表留言簿 工具 帮助



 

 


 

 

 

Yokum...! Tutarda Elimden Ümmetim Derse, Ben Onla Varım.....
Bir kutlu yolculuğa çıksam,
Sevdalar şehrine uğrasam....
Havasından, Solusam....
Suyundan, içsem.....
Yemeğinden, yesem...
Onun olduğu beldedeki insanların yüzlerini seyretsem..
O hayayı,
O edebi,
O maneviyatı
Bulsam...
Nasıl bir şehirdeyim Yarab...
Yer aşk,
Gök aşk....
Yaşadığım aşk..
Ben Yokum burda,
Yokum işte...
Onun olduğu yerde var olana şaşarım...
Efendim.
Şehrine geldim....
Sevdalar şehrine,
Aşıklar şehrine,
Ama,
YANINA GELEMEDİM..
Gelemedim efendim,
Bu yüzle gelemedim..
Geziyorum bak hayal aleminde,
Aşıklar şehrinde...
AMA YANINA GELEMİYORUM...
Efendim gelmek istiyorum ama gelemiyorum....
Çukurlardayım efendim,
Dağlara erişemiyorum...
Şehri medine,
Toprak parçası....
Yok değil işte,
Onun olduğu bir beldede,
Toprak Olmak bile bir şeref...
Onun ayak bastığı toprak, Olmak bile bir şeref...
Ya akınzen,
Sen.........
O VAR OLDUĞUNA GÖRE BEN YOKUM...
TUTARDA ELİMDEN ÜMMETİM DERSE,
BEN ONLA VARIM...
O ZAMAN BEN VARIM...
Var deselerde,
Bak karşımızdasın deselerde,
Yaşasamda hayatı bir noktasından,
Yesemde,
İçsemde,
Havasını solusamda,
YOKUM..
O ELİMDEN TUTMAZSA YOKUM....
Ben ne çöllerde gezdim,
Ne dağları deldim,
İşkencesi altındada inim inim inlemedim...
Uğruna hicretlerde edemedim...
Canımı yoluna feda edip yataklarada yatmadım....
Canımı feda edip okların önünede geçemedim.....
Bir ahir zamanda,
Fitnenin ocağında,
Küfrün rüzgar gibi estiği günlerde....
Günahlarım ile
Hayalimde,
Şehrine geldim,
Orda bile SANA GELEMEDİM EFENDİM...
Utandım,
Haya ettim...
İki dostunuza,
Canınıza,
Yarenlerinize....
Tanıtırken......
GELEMEDİM EFENDİM....
Kapına tutup Efendim,
SENİ CANIMDAN ÇOK SEVİYORUM DİYE,
İçimden bağırmak geçer iken.........
Mescidinden hiç çıkmak istemez iken....
Şehrinde,
Meczubsu meczubsu,
Dolaşıyor gelemiyorum Efendim...
Beklediğim bir naz,
Bir söz,
GEL......
BENİM OLANLAR BANA GELSİN...
Hataları ile gelsin,
Günahları ile gelsin...
Efendim,
Bir şeyimiz yoksada,
Pazarın sonunda isekte,
Ateş bizide yakıyor isede....
Pisliğin girdabına düşmüş sürüklensekte,
Küfür rüzgarı kasırga gibi essede....
Sana olan Aşkımız var,
Sana olan sevgimiz var..
HAYALLERİMİZ VAR...
SAF TEMİZ,
SIRF SEN OLDUĞUN İÇİN....
SENİN OLDUĞUMUZ İÇİN...
EFENDİM,
Ne olur hatrına...
O sevdaların,
Sevdalıların,
O aşkların,
Aşıkların,
Seni düşünen,
Senle Bir hayal alemindede birlikte olmak istenen,
O güzel niyetin hatrına.....
EFENDİM,
Ne olur banada GEL de.......
Ne olur benide red etme...
Ben aşıklar şehrindeyim............
Ben aşka sebeb olanın beldesindeyim.............
Ben SULTANLARIN SULTANININ yanındayım......
Onla olmak isteyenleri red etmeyecek OLANIN YANINDA..........

 

 

                                                                                                                                                                                                                         


     

 

评论 (2158)

请稍候...
很抱歉,您输入的评论太长。请缩短您的评论。
您没有输入任何内容,请重试。
很抱歉,我们当前无法添加您的评论。请稍后重试。
若要添加评论,需要您的家长授予您相应权限。请求权限
您的家长禁用了评论功能。
很抱歉,我们当前无法删除您的评论。请稍后重试。
您已超过了一天之内允许提供的评论数上限。请在 24 小时后重试。
因为我们的系统表明您可能在向其他用户提供垃圾评论,您的帐户已禁用了评论功能。如果您认为我们错误地禁用了您的帐户,请联系 Windows Live 支持部门
完成下面的安全检查,您提供评论的过程才能完成。
您在安全检查中键入的字符必须与图片或音频中的字符一致。
KÖLÜKMihri​ban 在此页禁用了评论功能。
akahmed发表:

VAV HALİNDE UÇAN KUŞ


Aşkın vav halini aramak…

Dünyaya eşref-i mahlûkat olarak gönderilen insanoğlunun secde anında Rabbine karşı sükût içerisinde halini arz etmesi, boyun bükmüşlüğünün tezahürü.

Kulluğun manasının sırrındadır vav hâli. İnsanın cenin halinde vav şeklini andıran bir şekilde doğması, ilerleyen süreçte elif gibi doğrularak kâinata meydan okumasında kalbin en iç yerinde saklıdır vav.

Mütevazılığın, boyun bükmüşlüğün ifadesidir vav.

Özgürlüğe açılan yelkenlerin sırrında saklıdır vavın manası. İki büklüm olup tefekkür edince anlar insanoğlu. Anlamaya başladıkça; aranılanı aramaya koyuldukça; aradığının kanatları altında kanat çırptıkça; çaresizce kalana kadar dağları delme şevkiyle Ferhat olup dağa kazmayı vurdukça, yoksunluğun aslında aranılanın yokluğu olduğunu idrak eder insan

Ten kafesinden uçup aşkın vav halini aramak…

Varlık içinde yokluk çekerek, korkulana karşı korkulanın azametinden, güçlü oluşundan değil, korkulanın sevgisini kaybetmekten korkmak. Dünyevî ne kadar duygu ve arzusu varsa hepsini ten kafesine hapsedip Hıraya çekilerek, aşkın kaynağı olan El Vedud’a yaklaşabilmek…

Tepeden tırnağa aşk kesilip sırılsıklam sarılmaktır toprağa. “Benim sadık yârim kara topraktır” diyen Aşık Veysel gibi kara toprağı dost eyleyip, nefsin kefeninden sıyrılarak vav olup kanat çırpmaktır.

Kısacık ömrü hayatında, kendisini unutan insanın, kendisini yeniden keşfe çıkarak kendisinin farkına varmasıyla bir zamanlar ayağının kayıp da yolda düştüğü yerden kalkarak yola devam etmesi. Kendisine yabancılaştığı, özünden uzaklaştığı, ölümü hatırlamamak için kendisini dünyaya kaptırdığı her şeyi bırakarak, ölmeden önce ölüme kanat çırpmaktır aşkın vav hali.

Olmak, vav halinin tekrar tekrar oluşuna bir atıfsa, vav halinde her nefes aşka atıftır. Her oluşla varlığın notaları yankılanır kâinatta, yağmurlar can verir susuz topraklara, aşkın vav hali ise kurumuş yürekleri yeşertir…

Derman arıyorsan derdine dön ey yolcu!

Sükûtu kan çanağına dönmüş gecenin yakamozda yakarışındadır hikmet. En kutlu sözün; Kuran’ın yüreğine nazil olmaya başladığı anda /kadir gecesi/ gece yürüyüşünle miracını yaşamaktır aşkın vav hali.

Mütevazılığın, boyun bükmüşlüğün, acziyetin ifadesidir. Allah’a adanmaktır. Meryem gibi.

Diriliş amentüsünün tüttüğü yetim bıraktığın secdegâhının ağıtıdır bu. Rıza-i İlahiye’ye kulak ver, yüreğini dinle, yüreğinin frekansını kâinatın zikrine ayarla;

“Secde et, yaklaş!”

Yunus Emre TOZAL

selam ve dua ile hayırlı cumalar

5 月 8 日
Good night my BEAUTIFUL FRIENDS
WISHING ALL you do best, such as
I love and kiss greetings
5 月 8 日
iyi aksamlar..hanımefendi..nasılsınız
5 月 2 日
akahmed发表:

Kalplerinize bir göz atın

“De ki: ‘Eğer Allah katındaki ahiret hayatı, başka hiç kimseye değil de yalnız size mahsus ise ve bu kanaatinizde samimi iseniz o zaman ölümü arzulamanız gerekmez mi?” (Bakara 94)

“Ama kendi elleriyle yapıp ettikleri ortadayken bunu hiçbir zaman temenni etmeyecekler: Allah zalimleri her halleriyle bilmektedir.” (Bakara 95)

“Ve sen onları başkalarından daha ihtirasla hayata sarılmış göreceksin, hatta Allah’tan başkasına ilahlık yakıştırmaya şartlanmış olanlardan bile daha çok: onların her biri binlerce yıl yaşamak ister; halbuki uzun yaşaması, böyle birini (ahirette) azaptan kurtarmaz: zira Allah onun bütün yapıp ettiklerini görmektedir.” (Bakara 96)

UZUN ZAMAN Bakara suresi çalıştığım halde, yine uzun zaman bana kapalı kalan bu ayet, bugün birazcık kapısını araladı. Öncelikle fark ettim ki hangi ayeti insan nefsinin mihengine vurmadan okuyorsa anlayamıyor. Zira kainatın dört bir yanına yayılmış hakikatler, tarihi vakıalar, başka insanların hatta başka milletlerin durumlarını anlamak meseleyi enfüse taşımaksızın olamıyor. Hele hele de size konuşulduğundan gaflet ettiğinizde, “Ya evet öyle insanlar var!” fikri ile muhatap olduğunuzda bir kulağınızdan girip diğerinden çıkıyor. Hakikat sadece kendisine sahip çıkana “Bu bana geldi” diyene kendini ifşa ediyor.

Yahudiler hakkında nazil olan bu ayet de bana onların dünyaya dört elle sarılmalarını, dünya malına tamah etmelerini, Tanrı krallığına değil Yahudiyye Krallığına önem vermelerini, bir gözlerini kör etmelerini, ahirete imanlarının zayıflamasını anlattı daima. Ancak neden müşriklerden daha çok hayata bağlı, binlerce yıl yaşama arzusu duyan insanlar olduklarını anlayamamıştım.

Evvela hayata bağlı olmalarını izah etmek lazımdı. Bir mümin hayata bir kafirden daha bağlı olabilir miydi? Üstadın buna cevabı olumluydu. Müminler üzerinde yansıyan esmayı gördükleri, rahmeti hissettikleri ölçüde hayata, ve özellikle ism-i Hayy’a muhatabiyetleri ölçüsünde yaşama bağlı oluyorlardı. Aldıkları lezzet dahi iman etmeyen birine nazaran daha fazla idi. Bir müminin bir dilim ekmekten aldığı lezzet hakkıyla yenilirse, kafirin ziyafet sofralarından aldığı lezzetten fazlaydı. Bu anlamda Tevrat’ın vahyine muhatab olan Yahudiler de perdelemedikleri nisbette bu hakikatten müşriklere göre daha çok hissedardılar. Hayattan lezzet alıyorlardı.

Ancak etraflarındaki hadisatı anlamlandırmada, bir ölçüde kullandıkları vahiy onlara tam bir rahmet olamıyordu. Zira onlar Mikail’e dost, Cebrail’e düşmandılar (Bakara 97). Kainatta vahyin okutturduklarını seviyor, eşyanın melekleri ile muhatabiyetten hoşlanıyor, ancak vahyin mükellefiyetlere ve ahirete bakan tarafına muhatab olmak istemiyorlardı. İş bu kısma gelince “Semina ve asayna” diyorlardı. (İşittik ve isyan ettik) Ama isyan etseler bile ahirete dair bilgiden kulaklarını tıkayamadıkları için, bilmenin getirdiği dehşet onları ölümden korkar hale getiriyordu. Onlar vahiysiz kafirin gafletinden mahrumdular. Onun gibi kulaklarını tıkayıp yıldırımların dehşetinden geçici de olsa kurtulamıyorlardı (Bakara 19). Ama müşrikin, putperestin, cehaletinden, vahiyden nasipsiz oluşundan gelen bu kulak tıkaması ile geçici olarak bir gaflet sağlanıyor, ona “ölüm ancak bir yok oluştur” dedirtebiliyordu. İnsanların “Keşke toprak olsaydım” diyecekleri bir günden haberdar olan ve ona hazırlık yapmayan kişi de “nasılsa toprak olacağım” zanneden kişiden daha çok korkardı ölümden (Nebe 40).

Ölüp huzura kavuşamayacağının, hesap vereceğinin farkındadır. Neyin adalet neyin zulüm olduğu hakkında da bilgi sahibidir, zalim oluşunu avutup teselli edecek yalanları kendine söyleyememektedir. Sahip olup kıymetini bilmediği bilgi tarafından lanetlenmiştir.

Allah bize ümmeti Muhammed’e Yahudilerden çok misal veriyordu. Zira onlar bizim seleflerimizdi. Biz taşıyamadıkları emaneti onlardan sonra sırtlanmıştık. Onların düştüğü vartalara düşmememizi isteyen Rahman bize onlardan çok misaller vermişti. Hz. Musa (as) Kuran’da en çok anılan peygamberdi. O halde bu ayetin muhatabı aynı zamanda bizdik. Bizler de iman edip dururken imanımızın icab ettirdiği gibi yaşamazsak. O vakit bu hastalıklar bizde de baş gösteriyordu. Biz de Sebt günü ihlalcileri gibi açgözlülükle Allah’ın sınırlarını hiçe sayıyor, dünyaya müşriklerden bile daha fazla değer verir hale geliyor, aşağılık haris maymunlara dönüşüyor, ondaki esma tecellilerini dünyevi hazlar için kurban ediyor, ayetleri az bir pahaya değişiveriyorduk. Evet nimetler bizim içindi ancak “Semi’nâ ve ata’nâ” (işittik ve itaat ettik) demek kaydı ile. O zaman ancak, “Allah’ın helal kıldıklarını kim haram edebilirmiş?” diye dünyaya meydan okuyabilirdik. O takdirde sahibinin izniyle onları tepe tepe kullanabilirdik. Ve sonunda ölümün ardında da onları bulacağımıza, tatlarının damaklarımızda kalmayacağına iman edebilirdik. Yeryüzünde iyi ve güzel ne varsa ondan nasiplenirken şeytanın izinden gitmediğimize emin olabilirdik (Bakara 168).

Kalplerimize bakalım öyleyse, ölümü ne kadar temenni ediyoruz? Yahut ne zaman temenni ediyoruz? Nimet içinde iken mi, azap içinde iken mi? Eğer ölümü nimet içinde iken arzu edebiliyorsak o nimetlerin sahibini arzu ediyoruz demektir. O zaman gönül rahatı ile “Gün doğmuş gün batmış, ebed bizimdir” diyebiliriz. Aksi halde biz de zalimlerden olmaya aday olabiliriz, hafizanallah…

Herkes kendi kalbine bir göz atsın…


Mona İslam
1097739258.jpg image by mnelam
SELAM VE DUA İLE ABLA
4 月 28 日

İYİ GECELER

HAYIRLI SAĞLIK DOLU MUTLU CUMALAR DİLERİM ALLAHA EMANET OLUN KİB deniz.sea.izmir 

good night, better                                                                       deniz.sea.izmir
Friday wish
full health cheerful
happy day
I wish to be
4 月 23 日

Göz, neyi görürse, akıl onun derdine düşüp onunla meşgul oluyor..

Öyleyse, ey göz, güzel bak !..

Sen güzel baktıkça, güzeli gördükçe, kainatın sayfaları açılacak bir bir önüne..
Sen bakmaman gerekenlere baktığında, yorulacak akıl ve kalp.Gayenin önünü toz kaplayacak..

Kulak, işittiği sözleri tekrarlıyor..

İşitilenlerden akla bir yol gidiyor sanki ve gereksiz her söz, o yolda ilerleyip, beyin kıvrımlarında yerini alıyor..

Öyleyse, ey kulağım, kötü şeyler işiteceğini bildiğin yerden kaç..Gıybet ve dedikoduya kapan..


Eller ve ayaklar, her gün türlü işte çalışıyor..Gidilmesi yere götürmeyip uzanıveriyor bazen ayaklar bir yerlere..

Bazen, eller, vermesi gereken yere uzanmıyor..Geri çekiliyor..

Öyleyse, ey el, “veren” ol..Ve ey ayak, en güzel yerlere taşı bu bedeni..

Kalp, neyle doluysa, ameller de o yönde oluyor..Kalbin ne kadar kısmını boş sevgiler kaplıyor?Sevgilerin esas sahibine yönelmeyince, bir yük oluyor kalp..

Ey kalp, seni Yaratan’dan çok sevebileceğin kimse var mı?…

Akıl…Güzelliklerin de, kötülüklerin de gerçekleşmesinin önceki durağı..İradeyle yönlendirilen, niyetlerle anlamlanan ameller…

İşte ey aklım, düşünmektir mesleğin.. Tefekkürdür emelin..

Hayrı ve iyiyi hayal etmekte, hayra karar vermekte, iradene hakim olmakta, yani senin işleyişinde belirleniyor her şey..Çizgiler böylece çiziliyor..

Dil, türlü tatlarla mütelezziz..Türlü kelamlarla müteellim..
Bazen, dökülen kelamın her biri ayrı bir tohum, ayrı çınarlar yetiştirecek..
Bazen, ağır bir yük olarak inecek insanların kalbine kırıcı sözler..

İşte, ey dil!… Sarf ettiğin sözleri koru…Hayra dön, şerde tutul.. 

İyi tad.. Fabrikanın yasakçısı hükmünü koru..

Bütün âzâlarımızın her daim şükrünü edâ edebilme duâsıyla…!

4 月 21 日
4 月 18 日
. POYRAZ发表:
 


       
 
 
     GEÇEN YILA DÖNÜP BAKTIĞIN ZAMAN...

Sanma dostum böyle genç kalacaksın
Ağarıp saçların yaşlanacaksın
Elinde bir asa yürüken yolda
Yorulup asaya yaslanacaksın

Ağır olur elde tespih teleğin
Tutmaz olur zayıf yaşlı bileğin
Dayanmaz gözlerin ağlar yüreğin
Geçen yıla dönüp baktığın zaman

Yaşlılık basınca çok olur acı
Bulunmaz ki artık bunun ilacı
Yıllar beste yapar çalmaz kemancı
Ahiret yoluna düştüğün zaman

Gözlerin görmesse dilersin aman
Koşarak gidiyor zaman bitiyor bir an
Bir çocuk elinden tuttuğu zaman
Dönüp geçen yıla ağlayacaksın

En sonunda gözler görmez yolunu
Dayanmaz el ayak çekmez belini
Arılar koklamaz bile gülünü
Feleğin ağına düştüğün zaman

Biliyormusun yaşlanacaksın
Gençlik gelir geçer uslanacaksın
El ayak titrer dışlanacaksın
Yaşlılık yüzüne vurduğu zaman.

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN
 
 
4 月 17 日
akahmed发表:

YAKARIŞ...
Ey Merhametlilerin En Merhametlisi, Ey bağışlayıcıların En Bağışlayıcısı, Ey Yüce Rabbim,
Günahımız pek çoktur,hatalarımız sayılamayacak kadar fazla… Amellerimiz ise kayda değmeyecek kadar az… Fakat acizliğimizi,günahkarlığımızı,nefsimize zulmümüzü biliyor ve itiraf ediyoruz… İtiraf ediyor ve senin affını diliyoruz,Senin engin rahmetine sığınıyoruz,azabından rahmetine sığınıyoruz… Seni seviyor ve sevginin hakikatine ermeyi yine Senden diliyoruz.
Sen Yücesin biz cüce, Sen Rabsin biz kul… Her şeyimizle,her an binlerce kez sana muhtacız… Haddimizi aşmaktan, Hak yoldan şaşmaktan, Seni unutmaktan, Senin sevginden mahrum olmaktan yine sana sığınıyoruz.
Cehennemden Sana sığınıyor,Cennetini diliyoruz…
Bizi bize bırakma Allah’ım, Bizi nefsimize ve sayamadığımız kadar çok Şeytanlara bırakma Allah’ım…
Düşürme Allah’ım, düştüğümüzde sen kaldır Allah’ım…
Bize sevgini,aşkını ver Allah’ım… Yolunda yürüt,adını hep söylet Allah’ım… Dinine hizmetkar eyle bizleri Allah’ım…
Zalimlerden,haddini bilmezlerden,merhametsizlerden sen koru bizi ey güçlülerin En güçlüsü… Ey Rabbimiz!...

amin...

selam ve dua ile hayırlı akşamlar olsun can mihriban ablacığım sevgiler dua ile Allah c.c. razı olsunKırmızı gül

4 月 15 日
Barış发表:

4 月 14 日

Sus yüregim sus!
gözyaslarım süzülüp dökülmesin üzerine...
gökyüzü benimle aglarken ismini yüregine kazısanda sevdigini anlatacak gücün varmı?..
dudaklarım ismini söylesede, kollarım hayalini sarsada icimi acıtmaktan baska yaptıgın varmı?..
umutlardır insanın sarılacagı,gözlerin bakıslarıdır sevdigini anlatan...
sözlerdir aciz kalıp sevgiyi anlatamayan..
yanlıs anlama yüregim aglamak istemiyorum..
icimi acıtmaktan,gözlerimi aglatmaktan baska yaptıgın varmı?..
her sarkıda hüzünlenip kahrolmaktan,bizim sarkımızda kahırlar dolusu aglamaktan...
hayalleri ,kanayan yaralarına sarmaktan baska yaptıgın varmı?..
yıldızlara benzetip ellerimi uzatıp tutamamaktan, gökkusagını saclarına tac yapamamaktan,
rüzgarların kanatlarına sevdamı yazmaktan,
dudaklarımdaki buseleri kırılıp yerlere dökmekten baska yaptıgın varmı ?
sus be yüregim sus!! köz yapma yaralarımı, yaralarıma saracak sevdammı var..
gözyaslarıma dokunacak ellermi var..
yoksa sana sunulacak bir dilim ask mı var..
ne olur sus yüregim !!! deli rüzgar olup esme, esipte canımı acıtma..
gözlerime kanları doldurma, kefen yapma bedenime herseyi...
sus ne olur...
sus ne olur!.. acıtma canımı bu kadar,dayanacak gücüm yok biliyorsun...
senide cıkarıp canlı canlı gömerim yüregim ...ne olur sussss!!!

4 月 14 日

http://mursit-htp5858.spaces.live.com/guestbook

Sahl bin Sa’d -radiyALLAHu anh-den rivayet edildiğine göre bir zât Peygamber -sallALLAHu aleyhi ve sellem- Efendimize gelerek:

Yâ Resulellah! Bana öyle bir amel göster ki, onu yaptığım takdirde ALLAH da, kul da beni sevsin.” demişti.

Bunun üzerine Resul-i Ekrem -sallALLAHu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurdular:

“Dünya muhabbetini kalbinden çıkar ki Cenâb-ı Hakk’ın sevgilisi olasın. İnsanların ellerindekilere göz dikme ki, insanlar da seni sevsin.” (İbn-i Mâce: 4102)

Sünnet-i Seniyye’nin Yeri ve Önemi:

Câbir -radiyALLAHu anh- den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallALLAHu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır

“Bu ümmetin sonradan gelenleri önce gelenlerine lânet ettiği vakit, kim bir Hadis söylemez, gizlerse, ALLAH’ın indirdiğini gizlemiş olur.” (İbn-i Mâce: 263)

Hadis-i şerif’ler de ulemânın ittifakla belirttiği üzere vahye dayandığı için, onun gizlenmesi de ALLAH’ın indirdiğini gizlemek mânâsına gelmektedir.

Hakiki âlimlerin sayıca azaldığı, ilim yerine cehaletin ortalığı kapladığı, kendilerine âlim süsü veren bir takım kara cahillerin Hadis-i şerif’leri, geçmiş ulema ve fukahanın kıyas ve fetvâlarını reddedip hiç bir esasa dayanmadan keyiflerine göre fetvâlar verdikleri zamanlarda bilenlerin bildiklerini neşretmeleri, üzerlerine düşeni yapmaları gerekmektedir. Bu hususta bildiklerini gizleyenler, ALLAH-u Teâlâ’nın indirdiğini gizlemiş olurlar. Bu ise büyük bir mesuliyeti muciptir.

Ebu Said-i Hudrî -radiyALLAHu anh- den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’te ise şöyle buyuruluyor:

“Kim insanların dini işlerinde ALLAH’ın faydalı kıldığı bir ilmi gizlerse, ALLAH kıyamet gününde onu ateşten bir gem ile gemler.” (İbn-i Mâce: 265)

hayırlı günleriniz olsun

RABBİM yar ve yardımcımız olsun

4 月 14 日
kemal发表:

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN.

NİCE MUTLU YILLARA KARDEŞİM.

 



DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ

Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir
dostum olan fırıncı,"Biraz bekleyeceksin hocam," dedi.
"İki-üç dakikaya kadar çıkartıyorum."

Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye
yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol
yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe
topallıyordu. Selam verdikten sonra, fırıncının tezgahına
yaklaşarak, "Ekmeklerimi alayım," dedi.
"Benim ikizler acıkmıştır."

Fırıncı, adamın kendesine uzattığı torbayı alarak tezgahın
altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan
ekmeklerden dört-beş tane çıkardı.

Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş,
tezgahın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç
tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu.

Fısıltı şeklinde fırıncıya sordum. Neden taze ekmeği
beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak ya!..

"Bayat ekmekleri kendisi istiyor." dedi fırıncı. "Çok fakir
olduğundan, ona yarı fiyatına veriyorum."

"Kim bu adam?" diye sordum.

"Kore gazilerinden " dedi. "Oğluyla gelini bir trafik kazasında
vefat edince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır
onlara bakıyor, hem de çok az bir maaşla."

Fırıncının anlattıkları karşısında içimin yandığını hissediyor ve
ufak da olsa bir şeyler yapmak istiyordum.

"Aradaki farkı ben vereyim," dedim. "Hiç olmazsa bugün
taze ekmek yesinler." Fırıncı, teklifimi kabul etti ve biraz
sonra da, fırından yeni çıkan taze ekmekleri adamın torbasına
doldururken şekli bozuk, bayat ekmekleri de tezgahın altına koydu.

"Çok şanslısın hacı amca," dedi. Çocuklar için sana
bugün pasta gibi ekmek vereceğim."

Yaşlı adam, bir evlat sevgisiyle kucakladığı torbayı
göğsüne bastırırken. "Allah, senden razı olsun evladım" dedi.
"Bugün onların doğum günü olduğunu nereden biliyordun?"


4 月 12 日
. POYRAZ发表:
http://img.webme.com/pic/h/hazirgifler/gemigifleri5.gifhttp://img.webme.com/pic/h/hazirgifler/gemigifleri7.gif
 
Senden sana yol varmı?

Yokluğun kor bana... Sensiz, bin ateş parçasına bölünür kalbim.
Tenimde cehennem cehenneme düşer, bir daha yanar.
 Avucumda denizler kurur; çöller başlar.

Gözüme geceler üşüşür; sabahlar ürküp uzaklara kaçar.
Sözlerimi hece hece alev sarar; dudağımda yangınlar başlar.
Korkarım, bir kez “su” dersem sular alev alır.

Susuşun zor bana. Sensiz, yokuşlar uzar, yollar uçurumlara uğrar.
Yaraların kabuğu açılır; ırmakların yatağı daralır.
Sele kapılır dağlar; köprüler geçilmez olur.
 Dünyanın bütün taşları kirpiklerime biner; güneşlerin hepsi çöle iner.
 Elimde kalır ağıtların hepsi; kimse duymaz, kimse ağlamaz, kimse anlamaz.
Bir kuyuya iner gibi; tozlanır şiirler, güfteler silinir, şarkılar boğulur.
Harfler harflere bitişmez olur. Sahipsiz kalır keman; telleri kopar bağlamaların...
Ahenk bozulur; nefessiz kalır neyler. Bir “Ah!” etsem, “Ah!”ların hepsi ağlar.

Varlığın koca bir dağ bana. Şirin bu kadar uzak değildi Ferhat’e.
Sadece dağlar ayırdı onları. Dağdan sonrası Şirin’di. Dağın berisi Ferhat’ti.
Sen ise dağın kendisisin.
 Kazıp da yakın edeceğim bir yer yok ki Şirin’e Ferhat olayım.
Aşıp da kavuşacağım bir yâr yok ki sana geleyim.
Sanki bir yanım dağ, bir Ferhat’tir benim. Kimi kimden uzak bileyim?
Su içecek dudaklar kurudu, kime sular getireyim?
Sular serinliğini yitirdi; kime sâki olayım?

Yokluğunu sor bana.
Mecnun’un gözünde Leylâ değilsin ki, sana gelmek için çölleri göze alayım.
Çölleri hepten yaktım; kumlar dağıldı, tozlar uçuştu.
Aşk kalplere küstü, kuyulara düştü.
Koynuma gömdüm ayrılığını ve her bahar yokluğunu meyve verdim.
Mecnun beni deli sandı. Leylâ gözlerime aldandı; gözlerini gözlerimde aradı.
Araya dağları koydum; kimse aldırmadı.
Nice deniz kıyısında nice sevgili bekledim; hiçbirinden selam gelmedi.
Şişelere bırakılmış mektuplar gördüm; okuyan olmadı.
Ah, sevdiğim, sen yoksun buralarda, tadın da tadı kaçtı, lezzetler hüzne bulandı.
Şöyle incecikten bir kez “aşk” desem,
şiirler utanır, şarkılar kör olur, türküler köyden kaçar.
Yokluğunu bir sorsan bana,
cevapların cümlesi kılıç kuşanır, suların hepsi köpürür,
kuru dallar bin defa kırılır, kuşlar bin kez daha dağılır.

Hasretin nâr bana. Kuraklığın dudağı çatlar adını söyleyince.
Pervane ateşi bırakıp yüzüme koşar; yanmaya gelir.
 Buzullar dudağıma koşar, erimeye özenir.
Mumların alevi parlar seni anınca.
Gölgeler senin adının altında serinler, dinlenir.
Nicedir kirpiklerimde taşıdığım taşlar yoluma düşer;
hüznüme yaslanır, ağlar, ağlar, ağlar.
 Bütün yangınların bütün külleri bana savrulur;
anka kuşlarının hepsi gözlerimin içine bakar, bir kez daha uçmak için yalvarır.
 Yangını da yaktığımdan, küllerin hepsi yine, yeni ve yeniden küllenir.
Adını ağzıma alsam, her yere her zaman yağmur yağar, denizler denizlere koşar,
 bütün dağlardan bütün dağlara kuşlar kanatlanır.

Sızın yâr bana. Seni yitirdiğimden beri, elimden ayrılıklar tutuyor;
 el ele dolaşıyoruz terk edilmiş sahilleri.
 Acıların canı yanıyor adını anınca, susayım diye yalvarıyorlar.
Yaralar senin susuşunla yaralanıyor; bir söz umuyorlar dudağından merhem olur diye.
Bir bilsen, ne kadar zamandır kapımda bekleşiyor unutuşlar,
 “bir yol bizi de hatırlasın” diyorlar.
Geceleri sokak lambalarının loşluğuna sığınıp birbirlerine sarılıyorlar
ama yine de çok üşüyorlar.
 Bir sabah gelip yüzlerini tek tek öpüp okşarsın diye umuyorlar.
Bir de, evden kaçmış mutluluklar var;
 hâlâ sığınacak bir köprü altı arıyorlar ama gözleri aydınlık pencerelerin önünde,
belki sen ekmek verirsin diye bekliyorlar.
Umutlar var hemen aşağı mahallede, gecekondu yapmışlar kendilerine,
köylerini bırakmışlar, kalplerden sürülmüşler.
 Gelirsin diye yolunu gözlüyorlar.
Yolları sorma, onlar hepsinden perişan,
 sevgilinin köyüne dolanmak için can atıyorlar, kıvranıyorlar ama nafile...
Sen olmayınca, yollar da yolda kalıyor, ayakları taşa dolanıyor.

Neredesin ey sevdiceğim? Sensiz ayrılık bile ayrıldı sevdiğinden.
Sensiz hüzün de mahzun oldu.
Sensiz şiirler yarım kaldı, dudağa değmedi; sadece bir fısıltını bekliyorlar.
Heceler senin elinden tutup şarkılara sokulmak istiyorlar.
Haberin var mı sevdiceğim, burada kuşlar yuvaya uçmuyor; gurbet bile gurbete düşüyor.
 Duydun mu, burada bahar geldiğine pişman oluyor; güzün yaprakları kuruyor.

Belki okursun diye buraya yazıyorum,
harfler seni hecelemek için sabırsızlanıyor.
A olmayınca Ş dudağa yapışıyor, sessiz kalıyor.
K olmayınca, A ve Ş boşluğa düşüyor, anlamsız kalıyor.
“A”, “Ş” ve “K” senin adının kucağında büyüyor,
senin anlamının sıcağında doyuyor.

İnan bana, sensiz ayrılık bile ayrılık olmuyor, kavuşmak bile tat vermiyor.
Sensiz ne seven sevebiliyor, ne sevilen sevildiğini biliyor.
 Sensiz sözler boşluğa düşüyor, sensiz kalem kâğıda dokunmuyor,
sensiz dudak dudağa değmiyor.
Sensiz ne sevda seviniyor ne veda üzülüyor.
Sensiz hüzün bile yüze gelemiyor, acılar utanıp kuytulara saklanıyor.

Yokluğun kor bana ey aşk.

Sende yak beni, ateşe at sözlerimi.

Suskunluğun zor bana ey aşk.

Ben sustum, sen söyle iyiliğimi.


4 月 12 日


Bugün çölleşen ruhlarımıza ve çatlamış umutlarımıza kevser çağlayanları sunulmakta

Cennet koridorları görebilen gözlere açmış kapılarını ebedi huzur dağıtmakta talib olanlara

Hamdolsun bu kutlu güne bizi kavuşturan heba ettiğimiz ömrümüze
sonsuzluk hükmünde kutlu anlar saklayan Rahmana

Cumanız hayırlara vesile olsun

ALLAH (C.C) yönelmenin saadetini tüm benliğimizde hissetmemiz duasıyla

CuMaNıZ MüBaReK OLSuN

 
4 月 10 日
 

 

Seveceksen Böyle Sev

Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic


senin keyif aldıklarından

benim her zaman keyif almam gerekmediği

ihtimalini düşünerek sev beni.
söyleyeceğimi zannettiğin sözcükleri

söyleyerek söyleyeceklerimi ipotek altına almadan

sev beni.

 
her daim güvenerek ve hiç gitmeyeceğimi sanarak

sev beni.
iyi olduğuma emin olsan bile nasıl olduğumu merak ederek

sev beni.
zorlandıklarımı benim için kolaylaştırmadan
ama omuz vererek

sev beni.
sorgulamadan,şüpheye düşmeden,

sınırlar koymadan,özgürlüğümükısıtlamadan

sev beni.
kırgınlıklardan sonra beyaz bir sayfa açtığımı

ama başka beyaz sayfalar açmak istemediğimi hissederek

sev beni.
omzuna ihtiyacım olduğunda

bunu yapman mümkün olmasa da

imkansızı yapacak kadar

sev beni.
soğukta üşüyecek,sıcakta terleyecekkadar...
seninle gittiğimiz yerlere bensiz gittiğinde

'yanımda olsaydın keşke' diyecek kadar...
meyve tabağındaki meyvelerin kötüsünü yiyip
iyisini bana bırakacak kadar

sev beni.
yapmak istediklerim sana ters gelse de

sırf ben çok istiyorum diye yüreklendirecek kadar çok

sev beni.
yanlış anlatsam da doğrusunu anlayacak

ve yüzüme vurmayacak kadar

sev beni.
dahası;kimseyi sevmediğim kadar sevdiğimi bilerek

Image and video hosting by TinyPic

    

4 月 7 日
sönmezali发表:
Sevgili arkadaşım,
 Güzellikler içinde,sağlıklı ve mutlu  yarınlar dilerim.
ZAMAN İNSANIN EN DEĞERLİ HAZİNESİDİR..
 
 YAŞAM SEVİNC YÜREĞİNİZDEN EKSİLMESİN
BAHARIN BÜTÜN GÜZELLİKLERİ SİZİNLE OLSUN..GÖNÜL DOLUSU COŞKU VE SEVGİLER
4 月 7 日
4 月 3 日
akahmed发表:
 
Allahım! İşlerimi düzenle, hâllerimi güzelleştir
Beni sana kulluk eden iyi insanlardan ve sana şükreden varlıklardan eyle,
Dini dünyevi bütün işlerimizde düzenliliği kolaylaştır, hayırdan olan muradlarımızı yerine getir.
Hayırlı işlerin hepsine Bismillah
Şerlerin hepsine Euzu billah
Her korkuda Lâ ilahe illallah
Her hüzün ve kederde Maşallah
Her günaha Estağfirullah
Her musibette İnna lillah
Her nimette Elhamdulillah
Her bolluğa Eş-şükrü lillah
Her şaşılacak şey için Sübhanallah
Her darlık için Hasbiyallah
Her kaza ve kadere Tevekkeltü al-allah
Her itaat ve isyanda Lâ havle vela kuvvete illa billah
derim.
selam ve dua ile hayırlı cumalar mihriban ablam
4 月 3 日
4 月 2 日